Eski Çağda İnsanlar Nasıl Yaşardı ?

Eskiden İnsanlar Nasıl Yaşardı ?

Eskiden insanlar ,bir ağacın dalından kalem, bir kuş tüyünden yastık yapar rahat yaşamak uğruna çeşitli fedakarlıklarda bulunurlardı. Onlar yaratıcı olmayı ve fikir üreterek ayakta durmayı seven azimli insanlardı.Eski çağlardaki insanların yaşama metotları hem farklı hem de el becerilerini geliştirerek çeşitli maddeleri incelerlerdi. Bunun için ilk becerilerini tutma ve kullanma üzerinde geliştirmişlerdir.Bu becerileri sayesinde ilk ev aletlerini taş ve sopalardan yaparlardı. Bu şekilde geçimlerini sağlayarak daha iyi besleniyor kendi imkanlarınca yaşamaya gayret ediyorlardı.

O dönemler insanların beslenme alışkanlığı oldukça değişken idi. Öğrenme kapasiteleri yediklerine göre değişiyordu. İnsan toplumlarında bilgilerin kuşaktan kuşağa aktarılması çok eskiye dayanan sistemlerle geliştiği gözlemlenmektedir. Bazı keşiflerin hızlı bir şekilde bulunması çok basit maddeler ile elde edilmesi üzerinde tıp ve teknolojini gelişimi ile bu icatları daha doğru kullanma şeklini aldı. Eski yaşama göre zorluklar şimdiki nesilde bulunmuyordu. Bütün bunların alt temeli, yine eski insanlarda idi. O çok küçük maddeler ile dev buluşlarına imza attıktan sonra hayat daha kolay yaşanabilir halini aldı.

Atalarımız çok eski yıllarda keşiflerini kuş tüylerinden hayvan kemiklerinden ve hayvanı derilerinden yaparak bunları süs eşya aracı olarak kullanırlardı. Örneğin, bir at derisinden ya da aslan derisinden elde edilen kürk kış hayatı için vazgeçilmezlerden idi . Bununla montlar üretiyorlar ve bunu ısınma araçları olarak kullanıyorlardı. Hayvanlardan birçok eşya keşfediyorlardı .Bunun en güzel örneklerinden biri hayvan derilerinden ayakkabı yapmalarıydı.Bazı aletleri kullanabilmek için sürekli değişik icatlar yapıyorlar ve mutfak araç gereçlerini kendi yöntemleri ile sağlıyorlardı.

Aletler medeniyet tarihinde çok değer taşıyan ve önemli olan bir araçtır. Aletler olmasaydı insanların yaratıcılık becerileri bu kadar hızla gelişmezdi. Sadece aletler mi,ısınma araçlarını da analiz ediyorlar hatta volkanlardan doğal gaz yatakları ve ormandaki yangınları ateşi bularak kullanıyor ve işlerini daha güzel yapıyorlardı. Gece ormanlarda ateş yakarak ısınıyor, Göl ve denizlerden balık tutarak ateşin gücü ile balığı pişirerek yeme şansını elde ediyorlardı. Bir yandan buluş yaparken öteki yandan beslenmelerine bu şekilde katkıda bulunuyorlardı. Fiziksel ve bilimsel temelin ana kaynağı mekaniksel bilimlerdir. Yani mekaniksel bilimler aletlerdir ve ateşin ilk keşfi simya ve bilimin doğmasını ifade eder. Hatta simya 19.Yüzyıla kadar Avrupa’da ilgi duymuştur.

Eski çağda uğraş vardı. Hiç bir çaba boşa değildi. Muhakkak bu çabalar sonrası maddeler altın ve gümüşe dönüştürülüyordu. Simyacılar bunun için gece ve gündüz çalışıyor hatta bütün hastalıklara şifa olacak ilacı bulmak için mücadele ediyorlardı. Ölümsüzlüğün ilacı olsa, onu bile bulacaklardı. Simyacılar başarılı olduklarından neyi nasıl yapacaklarını çok iyi biliyorlardı. Örneğin, tuz ruhunun çok etkili olduğunu hatta metal yüzeylerde şiddetle fark yaratacağının farkında idiler. İlk çağlarda insanların maddeye olan yaklaşımları bir başka idi. Bu farklılık onların üstün zekalarını yansıtıyor ,analizci ve araştırmacı ruhlarının sistematik doğuşunu ifade ediyordu. Mesela denizlerde buharlaşan göl sularının aslında yemek tuzu için ideal olacağını keşfetmişlerdi. Bu lezzeti fark ettikleri an deniz ve göl tuzlarını yıllarca yemek tuzu olarak kullanmaya başlamışlardır.

Eskiden İnsanlar Nasıl Yaşardı ?

Eski çağlarda madde ve aletlerin yeri çok büyüktü. Yaşamak ve yaşatmak uğruna keşifler günden güne bilim adamları ile yön buluyor ve bu icatlar sonrası büyük farklıklar ön planda tutularak insan doğasını daha huzurlu kılan yaşam malzemeleri oluşturuluyordu. İnsanlar tarafından keşfedilen ilk maddeler arasında beslenme ,süslenme, ve barınma yer alıyordu. Daha sonra ilerleyen zaman ile metal işleyiciliği hızla geliştirildi. Kuyumculuk zanaat ve çömlekçilik gibi meslekler çoğaldı. Giyim kuşam üzerinde boya ve gıda boyaları renkleri geliştirildi. Kumaş boyama metalleri geliştirilerek her giysiye inanılmaz güzellik sağlandı. Çok canlı ve daha temiz giyinme ilkleri bu sayede geliştirildi.

Eski çağda insanlar barınmak için her ağaçtan,çiçekten aş yemek ve giysi keşfediyorlardı. O Zaman paranın tarihsel gelişimi söz konusu olmadığından geçim sağlamak için çeşitli eşyalar yaparak takas yapıyorlardı. Hatta giydikleri giysileri yıkamak için göl başına gidiyorlar ve göl suyundan yaralanarak bir taş yardımı ile yıkama ve sıkma işlemi yapıyorlardı. Onlar için hayat bu kadar zor iken şuan ki hayatın bir servet büyüklüğünde olduğunu her zaman hatırlayalım. Şimdiki teknolojilerde akıllı ev sistemleri sayesinde insanlar hiç yorulmuyor, hatta geri kalan diğer işlerine de daha iyi zaman ayırma hakkın sahip oluyor.

Eski çağlarda yaşam oldukça zordu. Yaşamak uğruna sürekli bir şeyler üretmek ve çalışmak zorunda kalıyorlardı. Onlar bugünü atlattıktan sonra yarın ki kaygıyı önceden yapıyorlardı. Yarın güneş açtığında ihtiyaçları için seferber olmaya devam edeceklerdi.

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*